
Önceden sadece tekillilik vardı. Ansızın büyük bir patlamayla bu tekillilik bozuldu ve fark oluştu. Artık teklik yok yerine göreceli çokluk vardı. Bu patlamayla beraber madde, maddeyle beraber zaman oluştu. Zamanla beraber geçmiş ve gelecek tanımları yapıldı. İyiden iyiye fark her tarafımızı sardı. Etrafımızdaki her şeyin her an değişim gösterir olduğunu fark ettik. Peki, bu fark neyin nesiydi? Belki de esas önemlisi bununla beraber oluşan farkındalık neyi ateşliyordu? Bilinç dediğimiz farkındalık nasıl oluşuyor ve bizi nereye taşıyordu? Farkındalıktan uzaklaştığımızda bizi bekleyen korkutucu gerçek neydi?
Aslında tek bir geçeklik vardı ve hala onun hükmü geçiyordu. Oda anın bizzat kendisiydi. Geçmişin ızdıraplı anıları ve geleceğin endişeleri ve kaygılarından sıyrılmadan bu hakikat fark edilemiyordu. Bazıları buna “Şimdinin Gücü” dediler. Bazıları ise “An” dediler birçoğu ise fark etmeden cümle içinde kullandılar. An nedir? Karar neden kutsaldır? Tercihlerimiz neden erdemimizi belirler? Belki hepsinden önemlisi bunları nasıl hayatımıza geçirebiliriz? Evrene bakarak kendimizi nasıl tanımlayabiliriz? Tekillilikten çokluğa, çokluktan bilinçli bir tekilliliğe olan serüvenimizde fark ve farkındalık üzerine paylaşımcı bir düşünce.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder